* İstanbul Küçükçekmece’de bir depoda satışa hazır 1 milyon şişe sahte parfüm ele geçirildi.
* İzmir ve İstanbul’da sahte rakıdan ölenlerin sayısı 44′ü buldu.
* İstanbul’dan Kastamonu’ya getirdikleri sahte paraları piyasaya sürmeye çalışan 3 kişi polis ekiplerince yakalandı.

İnsanlarda fazilet hissi Allah korkusundandır…
Beşerde adalet duygusu Allah korkusundandır…
Âdemoğlunda vicdan muhasebesi Allah korkusundandır…

Yüreklerden, bedenlerden, ruhlardan…
O korku kalkınca…
Piyasaya “sahte insanlar” çıkıyor…
Ve o “sahte insanlar” da piyasaya sahte parfüm, sahte rakı, sahte para, sahte marka, sahte mücevher sürüyor…
Vesselam…

Paylaş / Arkadaşına Gönder:
  • email
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Print

- Dikkat et… Her günün sonunda aldığın Z raporu belki de aldığın son rapor olabilir. Gerçekten de alfabenin son harfine gelmiş olabilirsin.

- T harfi ile ‘ölüm” arasındaki benzerlik nedir? Cevap: İkisi de hayat’ın sonunda yer alır.

- “Kapı kapı bu yolun son kapısı ölümse. Her kapıda ağlayıp o kapıda gülümse…” diyecek bir ömür sür.

- “Daha Münir Özkul yaşıyor, sıra bana mı gelecek?” diyenlere… Sadece bu sene vefat edenler… Zeki Alasya’dan Kayahan’a, Aylan bebekten Sinan Şamil Sam’a… Hepsi daha gençti. Yaşa göre değil, vadeye göre… Çek hesabı… Miktarı büyük olan değil, vadesi gelen tahsil ediliyor. Yaşı büyük olan değil, vakti dolan hayat okulu tahsilini bitiriyor.

- “Biçare gönüller ne giden son gemidir bu. Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.”
Senin koltuğuna hangi gemi ev sahipliği yapıyor… Sence meçhul.

- “Büyük randevu… Bilsem nerede, saat kaçta? Tabutumun tahtası, bilsem hangi ağaçta?”
Senin tabutunun tahtasına hangi ağaç ev sahipliği yapıyor… Sence meçhul.

- Bugün bir kere daha müşahedede bulundum. Son definden beri değişen bir şey yok. Kefenin hala cebi yok…

Paylaş / Arkadaşına Gönder:
  • email
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Print

İz kâle lehû rabbuhû eslim kâle eslemtu li rabbil âlemîn.
Rabbi ona “Teslim ol” dediğinde, “Âlemlerin Rabbine teslim oldum” demişti.”

Teslim Özdemir…
Dost canlısı idi, muhabbet ehli idi…
Hoşsohbet idi, işinin ehli idi…

Vefa her dem onun yamaçlarının gülüydü…
Veda bu dem onun yamaçlarında bitiverdi…

Hayatı matematik dairesinde yaşadı…

Gıyabında hasenatları topladı…
Ortamında gıybetleri çıkardı…
Nefret söylemlerini böldü…
Yardım eylemlerine yürek çarptı…

Ve bir kış günü, ruhunun ufkuna kanat çırptı…

‘Sessiz yaşadım kim beni nerden bilecektir?’ düsturunca…
‘Artık demir almak günü gelmişse zamandan.’ hakikatince…

İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn.
Şüphesiz biz Allah’tan geldik ve şüphesiz dönüşümüz O’nadır.”

Paylaş / Arkadaşına Gönder:
  • email
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Print

“Helvacı, helvasına şeker katacak zamanını bilir.
Ne sıkılıyorsun?
Senin isteğinle olmaz…
O’nun isteğiyledir.”

Ahmed Amîş Efendi’den…

Paylaş / Arkadaşına Gönder:
  • email
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Print

İngilizce’de “notorious” kelimesi “kötü manada ünlü olmak” anlamına gelir.
Bu noktada -maalesef- pek çok konuda birinciliği kimseye kaptırmıyoruz.
Trafik kaza istatistikleri, kadına şiddet, vd…

En yeni rekorumuz, spor alanında…
PTT 1.Lig’de henüz 14.haftada olmamıza rağmen, 18 takımın 13′ü teknik direktörünü değiştirmiş.
Yetmemiş, bu sürede tamı tamına 34 farklı isim “teknik adam” olarak sahaya çıkmış. Şu anda 3.teknik direktörü ile çalışan 4 takım var…

Ne diyelim…
Günü kurtarma ile başarıyı hedefleme, tahammülsüzlük, sabır noksanlığı, akşamdan sabaha karar almalar, öngörü eksikliği, uzun vadeli plan ne ola ki mantığı, başkan pergelin sivri ucu-teknik adam değişen kalem kısmı, vs vs…

Nedense, ne zaman bu tür konular gündeme gelse aklıma onların Ferguson’u ve bizim Yılmaz’ımız geliyor…

1986′dan 2013 yılına kadar aralıksız 27 yıl Manchester United’ı çalıştıran Alex Ferguson…

Ve 1986 yılında, Alex Ferguson’un United kapısından içeri girdiği yıl teknik direktörlük kariyerine başlayıp hali hazırda kariyerinde 37 takım çalıştırmış olan Yılmaz Vural…

Hal-i pürmelalimiz budur…
Başka sorum yok sayın yargıç…

Paylaş / Arkadaşına Gönder:
  • email
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Print

Çelebi…
Bu topraklarda eğer babanız hekim ise, gelecekte hangi mesleği seçerim diye çok da düşünmenize gerek yoktur.
Çünkü bizde hekim babanın hekim oğlu olur.

Azizim…
Bizim topraklarda eğer babanızın mesleği futbol hakemliği ise, geleceğe dair çok da kariyer planlaması yapmanıza gerek yoktur.
Çünkü bizde hakemlik babadan oğula geçer. *

Anlayacağınız…
Bizde bir aile hekimliği vardır, bir de aile hakemliği…

* Sadık Deda-Cem Deda, Muzaffer Sarvan-Oğuz Sarvan, Mustafa Çakar-Ahmet Çakar, Serdar Çakır-Cüneyt Çakır, Talat Tokat-Metin Tokat, Galip Bitigen-Abdülkadir Bitigen, Fahir Ersoy-Kerem Ersoy, Selami Şimşek-Bahattin Şimşek…

Paylaş / Arkadaşına Gönder:
  • email
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Print

Söylediklerinize dikkat edin; düşüncelere dönüşür.
Düşüncelerinize dikkat edin; duygularınıza dönüşür.
Duygularınıza dikkat edin; davranışlarınıza dönüşür.
Davranışlarınıza dikkat edin; alışkanlıklarınıza dönüşür.
Alışkanlıklarınıza dikkat edin; değerlerinize dönüşür.
Değerlerinize dikkat edin; karakterinize dönüşür.
Karakterinize dikkat edin; kaderinize dönüşür.

Mahatma Gandhi’ye atfedilir bu söz…

Belki de buna ilaveten, “yediklerinize dikkat edin…” diye de bir satır ilave edilebilinirmiş/edilse iyi olurmuş.

Yeni değil, ilk değil ve maalesef son da olmayacak, muhakkak…
Onun içinden at eti, bunun içinden hınzır eti, orada kanatlı et, burada ithal et…

Hiç unutmuyorum, yıllar öncesi bizim okulun yolunda dev bir reklam panosu vardı.
İTİMAT SUCUKLARI diye…
Muzip biri mi desem, rakip şirket mi desem…
Firma isminin ortasındaki iki harfi sökmüş idi de, gelip geçtikçe bakar, acı acı tebessüm ederdik.

Nereden bilebilirdik ki yıllar sonra buna benzer o kadar çok olay ile gazete 3.sayfalarında boy boy karşılaşacağız.
Ve hepimiz de iyi biliyoruz ki, basına yansıyan bir ise yansımayan da 3-5 hatta 10…
Ve biz hala…
“yarım ekmek döner-ayran-su = 2 tl” cilerden…
“kangal sucukta büyük indirim = 10 tl” cilerden…
“lahmacun tane 3 tl, yanında içecek bedava” cılardan…
“yiyebildiğin kadar karışık pizza, içebildiğin kadar asitli içecek = 8 tl” cilerden…

yiyoruz, evladımıza alıyoruz, dosta ikram ediyoruz.

“Zarara rızasıyla girene merhamet edilmez” düsturunun kapsama alanına girer mi, bilemem…
Ama yine de merhamet ediyoruz, yine de acıyoruz, yine de içimiz yanıyor…
Ve dün zincir pizza şirketi, bugün global fast food firması…
Bildiğimiz, basına yansıyan, suçüstü yakalananlar…

Nenemin keşkeki…
Anamın tarhana çorbası…
Ablamın sarması…
Hanımın enginarı…

İçinde ne olduğunu biliyorum…
Daha önemlisi, ne olmadığını biliyorum…
Yeyin gari…
Helalinden, sağlıklısından…
Vesselam…

Paylaş / Arkadaşına Gönder:
  • email
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Print

Kuruyemişçiden aldığınız kabak çekirdeğini evde tabağa boşalttığınızda bir badem tanesini görünce, o bademi eline alıp;
- Baba, bunu götürüp geri vermemiz lazım… Biz kabak çekirdeği aldık, badem bizim hakkımız değil…
diyen bir evlada sahip olduğunuz için şükretmek…

Paylaş / Arkadaşına Gönder:
  • email
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Print

Bugün okulumuzdaki “Her Güne Bir Etkinlik” kapsamında, Kütüphane Paylaşımlarında öğrencilerimize “Nasıl Okuyorum?” konusunu anlattım…
Rahmetli babamın 1974 yılında Muhammed Ali maçlarını izlemek niyetiyle satın aldığı Nordmende marka televizyonu eve getirirken geçirdiği trafik kazası ve bunu bir ikaz kabul edip o televizyonu kurmaması ile başlayan Ural ailesindeki kitap sevgisini, okuma aşkını… Henüz 2 yaşındaki Şakir’in bu atmosferdeki yetişme yıllarını…
Agah Efendi İlkokulu’nda ve Yamanlar Koleji’nde bu sevginin dallanıp budaklanmasını…
Her daim taşıdığım kalemkutusunu, nasıl derkenar aldığımı, lügat ile olan dostluğumu…
Ve daha pek çok şeyi yarım saate sığdırmaya çalıştım.
Benim açımdan keyifli bir söyleşi oldu.
Dinleme nezaketinde bulunan öğretmen arkadaşlarıma, kitap aşığı sevgili öğrencilerime teşekkürlerimle…

Paylaş / Arkadaşına Gönder:
  • email
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Print

“Abi, bi’ tek sigaram var, ona da elleşmeyin yahu…”
“Hatun, bir tek kahvem var, ona da bi şey deme ya…”
“Hocam, tek bir gıybetimiz var, ona da karışmayın…”

Bi’tek veya bir tek veya tek bir…
Ah o bi’tekler, bir tekler, tek birler…

Kuzu postundaki kurtlar…
Masumiyet müzesindeki katiller…
Sağdan yanaşan caniler…

Binlerce dominoyu devirecek minik görünümlü dev alışkanlıklar…
Onlarca güzel hasleti yok edecek masum görünümlü zehirli vazgeçilmezler…

Ey dost…

Bilesin ki, o “bi’tek” i sıfırlamadıktan sonra…
Bilmelisin ki, o “bir tek” i yok etmedikten gayri…
Bil ki, o “tek bir” i silmedikten öte…

Huzur da yok, mutluluk da…
Vicdanın da susmaz, eşin, dostun da…

Kır hadi o bi’tek putunu…
Sök at hadi o bir tek alışkanlığını…

Kır ki…
Sök at ki…
Sahil-i selamete varasın, kalb-i selime eresin…
Eşin sevinsin, dostun sarılsın…
Dünya hayatın renklensin, ukba hayatın şenlensin…

Paylaş / Arkadaşına Gönder:
  • email
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Print