Mektepliler ‘Triportör’ derken, alaylılar arasında adı Motoguzzi idi.
Bu üç tekerlekli araç, zamanında en gözde araçlarından idi.
Üç tekerlekli olduklarından “Tri (üç)-portör” adını alan bu araç direksiyonsuz olup, bisiklet gibi gidonlar yardımıyla kontrol ediliyordu.
Gidon, sürücü mahallinin tam ortasına monte edildiği için sürücünün her iki yanında da birer kişi oturabiliyordu.
Üzerine “Büyüyünce kamyon olacak abisi” gibi cümlelerin yazıldığı triportörler, devrilme riski haricinde çok pratik araçlardı.
Ülkemizde ilk olarak 70’li yıllarda Arçelik tarafından üretiliyor.
Araçları büyük oranda o dönem Arçelik’le ortak olan Devlet Malzeme Ofisi satın almış ve posta arabası olarak yararlanılmış.
Benim hikayem biraz farklı…
Geçtiğimiz hafta sonu, Güzelyalı’da yürüyüş sonrası gözüme çarptı Motoguzzi.
Lüks bir semtte, son model araçlar arasında öylece duruyordu.
Ama daha ilginci, saati idi(!).
Şoför efendi, dantelli iki kırlent arasına gayet güzelcene bir duvar saati yerleştirmişti.
Yoruma ne hacet denilecek şekilde…

Paylaş / Arkadaşına Gönder:
  • email
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Print

Paylaş / Arkadaşına Gönder:
  • email
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Print

Üstte, bayramda bir yerlere “kaçmayı” teşvik eden,kışkırtan reklamlar.
Altta, bir yerlere kaçamayıp üzerlerine mezar taşı olan bina çatısı.
Bari bu bayram.
Hiç olmazsa bu bayram.
“Kaçmayalım” uzaklara.
“Kaçmayalım” kendimizden,eşten,dosttan.
Bayramı bayram gibi idrak edelim.
İşte bayram, o zaman bayram olur.

Paylaş / Arkadaşına Gönder:
  • email
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Print

Bir çay kaşığı normal büyüklükte kaç tane pirinç tanesi alır?

NOT: Cevaplarınızı iletişim kısmından yollayabilirsiniz.

Paylaş / Arkadaşına Gönder:
  • email
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Print

  • Bizim memleketimizde ateş, düştüğü yeri değil hepimizi yakar. Deprem, vurduğu evi değil hepimizin hanesini yıkar. Gün; dua günü, yardım günüdür!
  • Bari bu son olsun! Birbirimizin kıymetini bilmek, yardımına koşmak, sımsıkı sarılmak için artık yeni bir doğal afeti beklemeyelim.
  • Bir fay hattı kırığının; yörede, ülkede, dünyada onca kopuk hattı tamir ettiğini, kırık kalbi birleştirdiğini görmek ne garip/güzel duygu!
Paylaş / Arkadaşına Gönder:
  • email
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Print


Günlerden birgün şeytanın yolu bir köye düşmüş.
Keyfi yerinde olan şeytan sırtını bir ağaca dayamış ve buzağısı kazığa bağlı olan ineğini sağan genç bir kadını uzaktan izlemiş.
Şeytan kadını epeyce izledikten sonra yerinden kalkıp kazığa bağlı buzağının ipini biraz gevşetmiş.
Buzağı az ötede annesinin sütünün kovaya sağılmasını aç karnına izlemeye daha fazla dayanamamış, debelenmiş ve boynundaki ip çözülmüş Koşarak annesini emmeye giden buzağı süt kovasını devirmiş.
Sağdığı süt ziyan olunca sinirlenen genç kadın eline geçirdiği odunu buzağıya vurunca yavru yere yığılmış.
Yavrusuna saldırılan inek kayıtsız kalamayıp bir tekmede kadını yere serip öldürmüş.
Uzaktan geçmekte olan kadının kayınpederi, ineğin gelinini öldürdüğünü görüp ineği tüfekle vurmuş.
Silah sesini duyan koca, karısını yerde cansız yatar babasınıda elinde tüfekle görünce silahını çekip babasını öldürmüş.
Kısa bir süre sonra gerçeği öğrenen genç adam, bu kadar acıya dayanamayıp intihar etmiş.
Bütün bu olayları bir kenardan izleyen şeytan:
- Bu felaketi de hemen bana yüklerler. İyi de ben buzağının ipini gevşetmekten başka şimdi ne yaptım ki?

Paylaş / Arkadaşına Gönder:
  • email
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Print

Paylaş / Arkadaşına Gönder:
  • email
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Print

Teknolojinin lider isimlerinden biri olan ve dünyanın sayılı firmaları arasında yer alan Apple’ın kurucusu Steve Jobs hayata veda etti. Jobs, bugünkü teknolojinin temellerini atan bir isim olarak sürekli çalıştı ve hayat boyu azim ve kararlılıkla yaptığı çalışmaların arkasında durdu.
Steve Jobs’ın, 2005 yılında Stanford Üniversitesi’ndeki mezuniyet töreninde yaptığı tarihi konuşmadan ise çıkarılacak dersler var.
İşte o konuşmanın tam metni ve videosu:

“Bugün dünyanın en iyi üniversitelerinden birinin diploma töreninde sizlerle birlikte olmaktan onur duyuyorum. Ben üniversiteden hiç mezun olmadım. Doğruyu söylemek gerekirse, mezuniyete en yaklaştığım an da bu an!
Sizlere hayatımla ilgili üç hikaye anlatacağım. Hepsi bu. Büyütülecek birşey değil. Sadece üç hikaye.
İlki noktaları birleştirmekle ilgili. Devam…

Paylaş / Arkadaşına Gönder:
  • email
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Print


Eflatun’a sormuşlar:
“İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nelerdir?”
Eflatun cevap vermiş:
“Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler.
Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler. Ama sağlıklarını geri almak için para öderler…
Yarından endişe ederken bu günü unuturlar. Dolayısıyla ne bu günü ne de yarını yaşarlar.
Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler.”

Sıra gelmiş ikinci soruya:
“Peki sen ne öneriyorsun?”
“Kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın. Yapılması gereken tek şey, sadece kendinizi sevilmeye bırakmaktır.
Önemli olan; hayatta en çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duymaktır.”

Paylaş / Arkadaşına Gönder:
  • email
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Print


“Çocukluğumun ve hattâ gençliğimin bayramları sevdiğimiz akraba ve dostlarımızla buluşup muhabbet ve sohbet etmemize vesile teşkil eden, iple çektiğimiz sayılı günlerdi.
Bayram tebrikâtı için ziyâretlerde bulunmak bir fazîletti. “Aman bayramın şamatasından uzakta kafamı dinleyeyim” zihniyetiyle kendini bayramdan ve bayramın mânevî mükellefiyetlerinden uzak tutan bir tek fert yoktu. Kimsecikler “fırsat bu fırsattır” diyerek kafa dinlemek bahânesiyle şehir dışına da çıkmazdı.
Bugün civârıma baktığımda bayram an’anesini aynı şekilde yürütmeye çalışan o kadar az kimse görüyorum ki! İnsan eski bayramları işte, nesli tükenmekte olan bu evsaftaki insanların gitgide azalması dolayısıyla daha da mahzûn bir tahassürle yâd ediyor.”
Geçmiş Zaman Olur Ki, Ahmet Yüksel ÖZEMRE

Paylaş / Arkadaşına Gönder:
  • email
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Print