Uğurladığımız mübarek Ramazan ayının ilk günlerine dair muhtemel ifadeler…

“Abi, sizin hoca teravihi kaç dakikada kıldırdı?”
“Azizim, merkezdeki camide hatimli kılınıyormuş, gece 1’i bulmuş bitmesi teravih namazının…”
“Dostum, bizim mahalleye gelin. Hem hocanın maşallahı var, bi hızlı, bi hızlı… Hem de çıkışta ikram var.”

Ömrüm boyunca “hız”dan hiç hoşlanmadım hatta hoşlanamadım desem daha doğru olur.
Ne hızlı araba sürdüm, ne de hızlı araçlarda seyahatten haz aldım.
Hoş, hızdan kasıt nedir bilmiyorum ama o manada sürat yapabilen bir aracım da hiç olmadı, hiç de heves etmedim.
Ne hızlı yaşama derdim oldu, ne de hızlı yaşayanların hayattan haz aldıklarına inancım…
Fast food’u ne kadar sevemediysem, aynı oranda -her ne kadar reklam kokan hareketler de olsa- cittaslow akımını hep destekledim.
Her ne kadar koca bir yalandan ibaret olsa da, kaplumbağa kardeşin tavşana karşı zaferi beni her daim memnun etti.
“Hız arttıkça özgürlük azalır” sözünün de sahibi kent bilimci ve hız bilim uzmanı Paul Virilio’ya can-ı gönülden katıldım ve kendisinin duruşunu hep destekledim.
Aynı zamanda dağcıların serlevhası olan “Festina lente-Yavaş yavaş acele et” meftunu olduğum bir söz olarak hep benimle yürüdü.
Hani siz İngilizler “Hurry slowly” siz Ruslar da “медленный медленный быстро” dersiniz ya, işte o sözden bahsediyorum…
Platon’un “Aklın gerektirdiğinden daha hızlı gidenler yarışın sonunu getiremezler.” sözünü takdir etsem de, Naciye Teyzenin hızlı giden kasaba minibüsündeki “Irmızan, acık yavaş git de köye erken varam.” seslenişini ayakta selamladım.

Hele hele o hızlı okuma yok mu…
Hele hele onun kursları, koçları, eğitmenleri yok mu…
Hele hele “Onun da uygulanacağı yerler vardır elbette” bilgiçliğini taslayanlar yok mu…
Onlara bir şey derdim amma Allah’tan “Kâğıt Medeniyeti” eserinde Orhan Okay hocam derdime derman, meramıma tercüman olmuş.

Bu vesile; geçmiş Ramazan’da mukabeleyi “tane tane” okuyarak tamamlayan hoca efendilere, iftarı “lokma lokma” açan mümin kardeşlere, teravihi “tadil-i erkân” ile kıldıran imam efendilere, davuluna “tek tek” vuran davulcu ağabeylere selam olsun…

Paylaş / Arkadaşına Gönder:
  • email
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Print

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

Name (gerekli)

Email (gerekli)

İnternet sitesi

Speak your mind