Ne 100 mt yarışı ne de maraton…
Bayrak yarışı…
Odur hayatın ta kendisi.
Kazanman veya kaybetmen sadece sana bağlı değildir.
Sen ne kadar iyi koşsan da diğer 3 arkadaşının performansı sonuçta etkili olacaktır.

Sen yine ne kadar iyi koşsan da zamanı geldiğinde emaneti teslim ederken/alırken çok iyi olman gerekir. Bu emanet belki bir sır, belki bir makam, belki de başka bir şey.

Gözün bayrakta değil hep yolda olmalı. Futbolcunun topa, garsonun tepsiye, çiftçinin pulluğa bakmaması gibi. Hep ileriye, hep yola bakmaktır mühim olan.

Ve hayat hep bulmayı umduğun şeyleri sunmaz sana…
Bayrak beklersin, bir kısa boru tutuşturuverirler eline…

Detaya takılmayacaksın, büyük resme bakacaksın.
Bayrağı verirken/alırken yan kulvardaki insanları da gözetmen gerekir. Onlara takılmamak, düşmemek için. Trafikteki sürücü, konferanstaki konuşmacı, evdeki baba misali… Sana bağlı değildir her şey, her zaman.

Kazandığında “ben” değil “biz” demeyi öğretir sana, kaybettiğinde “o” değil “ben” demeyi…

Paylaş / Arkadaşına Gönder:
  • email
  • Facebook
  • Twitter
  • FriendFeed
  • Google Bookmarks
  • Print

Trackback URI | Comments RSS

Leave a Reply

Name (gerekli)

Email (gerekli)

İnternet sitesi

Speak your mind